UFO NURİ - İSTİKBAL GÖKLERDEDİR***1.BÖLÜM***ARKASI YARIN***
İstanbul büyük bir felaketi yaşamanın şaşkınlığı ardından, yaralarını yeni yeni sarmaya başlamıştı.Bir çok sınıf arkadaşımı depremde kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyordum.Okulumuz dümdüz olmuş ve yerinde yeller esiyordu.Nur ve ailesine söylediğim yalanlar sonucu, hayatta kalmanın sevinciyle benden özür dilediler.Nişan yüzüklerini yeniden taktık.Okul bitmiş, Siriüs Uzay Bilimleri Enstitüsü’ nde işe başlamıştım...Ailem bir an önce askerliğimi yapıp, daha sonra evlenmemi istediler.Askerlik şubesine başvurdum.Okul diplomamın noterli fotokopisini ve gerekli evrakları teslim ettim.Kapının önünde yüzlerce genç, askerlik muayenesi olmak için bekleşiyordu. Ben askerlik rütbelerinin dahi ne olduğunu bilmiyordum.Bekle bekle canım sıkıldı.Bu arada göğsünde” Alpay “yazılı bir orta yaşlı asker dikkatimi çekti.Şeytan iyice dürttü ve dayanamadım sordum;
“- Sayın Albayım farkında mısınız bilmem ama, rutbenizi yanlış yazmışlar!...”Asker panikle birden göğsüne baktı ve kahkahayı patlattı;
“- Olum o benim adım, rütbem değil.Ben kısa dönem çavuşum...” dedi.Daha sonra sırayla bizi muayene için içeriye aldılar. Komutanlardan biri bizlere seslendi;
“- Tek sıra halinde dizilin ve soyunun!...” İçimden söylendim;
“- Muayene kontrolü demek böyle oluyormuş...” dedim ve her neyse “sıra açıl” marşıyla açıldık.Önce gömlek, sonra pantolon derken kaldık iç donumuzla ayakta.Komutan sert ifadesiyle;
“- Çavuş kontrol et bakalım şunları!...” diye seslendi.Emir alan çavuş;
“- Sırası gelen iç donlarını indirsin ve öne doğru doksan derece eğilsin.Görevli Askeri Sağlık Hekimi Yüzbaşı Gülizar hanım sizi kontrol edecek...”dedi.”Gülizar Hanım “ sözünü duyunca, bütün gençler gibi benim de kafamdan aşağı kaynar sular boşaldığını hissettim.Yüzbaşı Gülizar hanım elinde bir eldivenle sırayla herkesin poposuna parmak attı.Bu sırada gencin biri seslendi;
“- Ay bi tuhaf oluyorum.Bana böyle tahrik edici şeyler yapmayınız.Bana bir erkek asker el atsın lütfen!...” diye seslendi.Dr. Gülizar hanım;
“- Bu genç askerliğe elverişli değildir Gata’ ya sevk edilsin", diye emir verdi.Askerlik yapmayı çok isteyen genç seslendi;
“- Ay ne münasebet.Bende askerlik yapmak istiyorum.Bizlerin de kanun önünde eşit haklarımız var yani.Burada eşitlik haklarımızı ihlal ediyorsunuz ayol!...” diye haykırınca sıradaki gençleri bir gülme krizi tuttu.Komutan seslendi;
“- Kesin gülmeyi bakayım...”
Sıra bana geldi.Elimle donu az sıyırdım ve Yüzbaşı Gülizar Hanım’ a alaycı bir sesle;
“- Alt takımı da göstereyim mi?...”diye sordum.Keşke demez olsaydım;
“- Sen kime alt takımı gösteriyon ulan...” dedi ve tokatı patlattı.Suratımda şimşeklerin çaktığını hissettim.Millet gülmekten yerlere yatıyordu.Ben kırıkkale kasaturanın tadına ilk defa o zaman baktım.Gülizar Hanım yanıma yanaştı ve elini sağ omzuma dayadı;
“- Bir asker komutanına bu şekilde alaycı bir tavırla hitap edemez.”Her Türk Asker doğar” Bunu sakın kafandan çıkarma asker...Bu genç askerlik yapmaya uygundur” dedi ve yoklamayı da böylece atlattık.Nihayetinde celb yazım adresime postalanmış ve askerlik başvurum kabul edilmişti.Eğridir Komando birliğine gitmek üzere son hazırlıklarımı tamamladım.Otagara gittiğimizde yüzlerce kalabalık aileler, davul ve zurna eşliğinde evlatlarını askere uğurluyorlardı.Ben de gözyaşları içinde aileme sarıldım.Nur ve ailesi de beni uğurlamaya gelmişlerdi.Nur seslendi;
”- Sevgilim en yakın zamanda seni ziyarete geleceğim.Kendine iyi bak, sakın üşütmeyesin oralarda.Beni telefonda sık sık ara!...”
“-Bu bir vatan borcu sevgilim.Sen de kendine iyi bak...”dedim ve otobüse bindim.Otobüsün cam kenarına kafamı dayadım ve yol boyunca uzanan güzellikleri seyre daldım.Bir ara uyumuşum ve rüyamda Huriye ve Nuriye arasında, pin pon topu gibi gidip geliyordum.Uzay boşluğundan birden dünyaya doğru düşmeye başladım ve korkuyla gözlerimi açtım;
“- Oh be gördüklerim rüyaymış!...” dedim ve otobüste giderken okumak için aldığım gazetelere şöyle bir göz atayım dedim.Gazetede yazan Türk insanımın garip ölüm vakalarını okumaya başladım;
“- Hamamda bir tellalın "rahatlatır" güdümlü boyun masajı yaparken aniden kafayı sağa sola çevirme hareketi sonucu, hamamda yıkanan adamın boynunun kırılması ve ölmesi.Kafasıyla mermer kırmaya çalışan medyatik karatecinin, beyin travması sonucu ölmesi.Karadenizli bir kadının, midesine kaçan sineği öldürmek için ağzına sheltox sıkması suretiyle ölmesi.Güneydoğu’ da bir düğünde, evin toprak damına elli kişinin düğünü izlemek için çıkması ve damın çökmesiyle oluşan toplu ölüm.Ormanda topladıkları zehirli mantarları yiyerek, sabaha evde ölü bulunan aile.Yolda mutlu, mesut yürürken, kafaya balkon düşmesi.Devrimci bir gencin İşkence sonucu intihara meyilli gosterilip, ayakkabı bağcığı ile kendini asarak ölmesi.Emekli bir vatandaşın para çekmek amacıyla girdiği bankamatik gişesinde, elektrik çarpması sonucu ölmesi.Fırtınadan dolayı bacadan çıkamayan dumanının evin içine dolması sonucu, ev halkının dumandan zehirlenmesi.Trafik kazasından yaralı olarak kurtarılan gencin, hastaneye kaldırılırken ambulansın kaza yapması sonucu ölüm.Nüfus sayımı nedeniyle bomboş olan otoyolda bir sayım görevlisinin bariyerlere toslaması sonucu ölümü.Aynı işyerinde biri gündüz, biri gece vardiyasında olmak üzere çalışmakta olan baba oğuldan; biri mobylette motor ile işe gitmekte, diğeri ise bir başka mobilette ile eve dönmekte iken, yol üzerindeki sert bir virajda karşılaşmaları ve birbirlerine selam vermek isterken çarpışıp beraberce ölmeleri.Kafalar güzel bir şekilde TEM otoyolunda seyreden bir araçtaki beş kişinin; süper fm de çalmaya başlayan oynak Roman havasını duyunca aracı sağa çekmeleri ve tem otoyolunda göbek atmaya başlamaları ile arkadan hızla gelen bir tırın çarpması sonucu ölümleri.Okeyde taş çalan arkadaşını, bıçakla öldüren genç...”Kendi kendime söylenmeye başladım;
“- Oh be hala yıkılmadım,ayaktayım, dertlerimle başbaşayım.Bu ülkede yaşıyor olmak da bir mucize.İstikbal göklerdedir!...”