UFO NURİ - İSTİKBAL GÖKLERDEDİR***2.BÖLÜM

Marmara depreminden sonra kafamdaki şiddetli ağrılardan dolayı hafızakartımı ameliyatla tekrar çıkartmıştım.Uzun zamandır Uzaylı arkadaşlarımdan haber alamıyordum ve çok da merak ediyordum doğrusu.Eğridir gölünün şahane manzarası eşliğinde akşamüstü saatlerinde, birliğime teslim oldum. Acemi birliğine daha yeni ayak bastım ki tam nizamiyenin önünde bir pankart asmışlar,"Hoşgeldiniz" yazıyordu.Nizamiyede işlemlerimi tamamladım.Saçları uzun gelenleri üç numara traş yaptılar ve ordan bizi koğuşlara götürdüler.İki katlı ranzalardan birinin alt kısmına yerleştim.İç çamaşırlarımı ve traş malzemelerimi dolaba koydum.Yorgunluktan uyuyalamışım.Sabahın erken saatlerinde;
“- Koğuş kalk!...” sesiyle uyandım.Kahvaltıdan sonra kamuflajları giycektik.Çavuş bize;
"- Askeri takip edin ve amfiye gidin sizi giydirecekler" dedi.Biz de “emredersiniz...” dedik ve sonra gösterdiği askeri takip etmeye başladık.Karnıma ağrılar girmiş ve çok sıkışmıştım.Benim acil tuvalete gitmem lazımdı.Onlardan habersiz sıradan çıkıp, karşıda gördüğüm bir tuvalete koştum.Çıkınca da onları kaybettim.Onları bulma umuduyla dolaşırken, arkadan biri seslendi;
"-Sen aval aval ne dolanıyorsun?..." dedi.Baktım rütbeli bir şahıs;
“- Giyinmeye gidiyorum Komutanım”
" - Sen 3.bölükden misin? " dedi.Tam olarak kaçıncı bölükten olduğumu hatırlamadığımdan bende; “- Evet...”, dedim.
"- İyi o zaman, gel benle..." dedi ve beraber amfiye gittik.Giyindim, üstümdekileri bir poşete koydum bana;
"- Sana nizamiyeden bir kağıt vermiş olmaları lazımdı, onu bana ver..." dedi.Cebimden çıkarıp kağıdı verdim baktı;
"- Lan sen 2.bölüktesin niye 3.bölük dedin salak... "
"- Komtanım bilmiyordum ki, siz söyleyince bende “evet” dedim..." ama nafile.
Kamuflajları tekrar geri çıkarttım, kendi elbiselerimi giyerken de bana;
"- Git lan kaz kafalı, senin amfin şurada git orda giyin!..." dedi.Bende paşa paşa amfimin yolunu tuttum.Bana verilen elbise ve botları üzerime geçirdim ve üzerimdeki eşyalarımı emanet deposuna bıraktım.Başçavuş dedikleri orta yaşlı bir asker, yeni gelen askerleri nizamiyede topladı.İçtimadaki askerlere mesleği ile ilgili sorular sordu;
“- Sen ne iş yapıyorsun?...”
“- Terziyim...”Diğerine sordu;”- Kasapım...” dedi.Başkasına sordu;”- Serbest meslek erbabıyım...” deyince, başçavuş askere kızdı;
“- Oğlum mesleğini söylesene.Serbest meslek erbabıyım ne demek?Serbest orospuluk mu yani?...” dedi.Kısa dönem orta yaşlı asker bozulmuş, suratı kıpkırmızı olmuştu.Komutan bu sefer diğer askere sordu;
“- Oğlum sen ne iş yapıyordun sivilde?...”Asker aynen şu cevabı verdi;
“- Ben de Serbest meslek erbabıydım komutanım!...” Komutan bu cevaba oldukça sinirlenmişti;
“- Çabuk yat yere!...Elli defa serbest mekik çek de aklın başına gelsin asker.” Eyvah sıra bana gelmişti;
“- Sivil hayatında, sen ne iş yapıyordun asker?...”
“- Uzayla ilgileniyordum efendim...”
“- Efendim yok!...Yüksek sesle bağırıp, “Emredersiniz Komutanım”, diyeceksiniz.Siz kendinizi Hababam Taburunda mı sandınız?...Sağ el parmaklarını çiçek yap evladım.Sana bu kasaturamın acı zevkini tattırayım!...” dedi ve parmak uçlarımı birleştirerek çiçek yaptım.Belinden çıkardığı kasaturasıyla hızla vurdu.Parmak uçlarımın sızladığını hissettim;
“- Şimdi aklın, tekrar dünyalı kafatasına geri dönmüştür uzaylı...” dedi.Bende kısık sesle;
“- Ama Komutanım, yüksek sesle bağırırsam, dağdaki teröristler sesimi duyar...”diye söylendim.Dalga geçtiğimi sandı;
“- Sus, sözümü kesme.Teröristlerin burda ne işi var?...Fazla konuşursan civardeki bütün izmaritleri sana toplattırırım asker...” dedi ve çekti gitti.