UFO NURİ - İSTİKBAL GÖKLERDEDİR***3.BÖLÜM
Acemi birliğinde ilk gün, öğle yemeği dağıtan onbaşı; "Sıraya geçin lan!..." diye bağırarak, kepçeyle önüne gelene vuruyordu.Bana da vurdu.Ben de onbaşıyı bir güzel dövdüm.Diğer usta askerler geldi, olay büyüdü.Beni yaka paça Nöbetçi Subayı’ nın karşısına çıkardılar.subay bana hitaben;
“- Anlat bakayım acemi asker, neden kavga ettiniz?...”dedi. Ben başladım
"- Valla abicim şu gördüğünüz asker, eline bir kepçe almış, gelene geçene vuruyordu.Ben dururken, geldi bana da vurdu.Vallaha abicim ben bir şey yapmadım..." Yüzbaşı gülerek Onbaşı ve Usta askerlere seslendi;
"- Yürüyün gidin lan, bu adam bana bile “abi” diyor, siz de komutanlık yapmaya çalışıyorsunuz!... Hadi güzel kardeşim sen git, yemeğini ye ve yat" , dedi. Benim jeton geç düştü. Yüzbaşı melek gibi adammış sonra anladım.Ertesi gün yine sabahın karanlığında kalktık ve traşımızı olup içtimada toplandık.Kahvaltımızı yaptıktan sonra, Marş söyleyerek eğitim alanına yürüdük.Eğitim alanında yanaşık düzen eğitimi alıyoruz, başımıza da inanılmaz bir uzman çavuş var.Bu Komando uzman çavuş bizim manga komutanıydı. Adam tam bir “esas duruş” manyağı!...Bize yanaşık düzen, uygun adım yürüyüş, selam verme ve esas duruş eğitimi veriyordu.Hepimiz çok ciddi bir şekilde esas duruşta duruyoruz.Ben de en öndeyim.Kulağıma ufak bir sinek kaçtı ve bende huylandım.Esas duruşumu bozarak kulağımı karıştırmaya başladım.Bana çok sinirlenıp pis bir fırça attı;
“- Asker esas duruşu bozdun ve cezalısın.Şimdi şu bölüğün önünde gördüğün kavak ağacına yüksek sesle "esas duruştayken, kulağımı karıştırmayacağım Komutanım" diyerek, ağaca yetmiş kere tekmil ver bakalım...”dedi ve bölüğün önüne çıkararak, kavak ağacına tekmil vermemi istedi.Yarım saat boyunca sesim kısılana kadar ağaca tekmil verdim.Bu olaydan sonra bölükteki arkadaşlar akşama kadar bana gülmüştü.Verdikleri botlar ayağıma vurmaya başlayınca, selpak mendili koydum.Fakat yine de bir sonuç alamadım.Yemin törenine annem rahatsızlandığı için gelememişlerdi.Nur ve ailemle devamlı telefonla görüşüyor ve onlara iyi olduğumu söylüyordum.İlk çarşı iznimde orkid alıp ayağımın altına yerleştirdim ve o günden sonra da botlarımda hiç bir problem yaşamadım.Askerlik yapanlar bilir, haftanın belli günlerinde dolap kontrolleri yapılır.Kontrolerin birinde, komutan bizleri içtimada topladı;
“- Arkadaşlar aranızda kadınlığa hevesli bazı kişiler var.Dolapların birinde orkid buldum.(isim vermeden gülerek bana baktı)Halbuki erkek gibi gÖrünüyor bu arkadaşınız...Hiç beklemezdim ondan böyle bir şey!...” diyerek bölüğü kahkaya boğdu... Her sabah yapılan spor`dan hariç, silahlı koşu yapıyorduk.Kış günü yerde yarım metre kar var.Üstümüzde sadece pantolon, bot ve vücudumuzun üst kısmı çıplak.Elimizde G3 tüfeği ile koşuyoruz.Koşunun ilk başlangıcı Sivri tepeye tırmanış.Dağın en üstünde atış alanı ve binası var.En üst atış alanının yanına varınca, pilim bitti.Baktım olacak gibi değil, atış alanının yanındaki binanın arkasına saklandım.Kestirmeden inip, daha sonra yine bölüğe katılacaktım.Tepedeki işgüzar nöbetçiler bağırmaya başladı;
“-Komutanım, askerin biri koşmuyor saklanıyor...” diye ispiyon ettiler.Bölük Astsubayı döndü, baktı ben oturuyorum;
“-Ne oldu uyanık, yoruldun mu?...Türk Askeri yorulmaz, Türk Askeri uyumaz, Türk askeri susamaz, Türk Askeri dinlenmez...”, diyerek beni bir güzel azarladıktan sonra , bölüğün önüne koydu.İstersen şimdi koşma...Komando marşı söyleyerek önde ben koşuyorum, arkada bölük.Tökezleyip düşsem ezecekler.Ama o gün bu olay bana ders oldu.Koşuya alıştım ve her gün beş kilometre koşuyordum.Teçhizatlı koşularda, koşamayan acemilerin tüfeğini de alıp, iki tüfekle(G3) birlikte koşmaya başladım.Dağlara tırmanıp aç kaldığımızda, bazı otların köklerini, kaplumbağa, yılan gibi hayvanları yakalayıp yiyorduk.Bir Komandonun doğa ile nasıl mücadele yapacağını, düşmana ne şekilde yaklaşıp onu alt edeceğini, pratik yaparak öğreniyorduk.