+ Konuya Cevap Yaz
Sayfa 9 Toplam 39 Sayfadan BirinciBirinci ... 7 8 9 10 11 19 ... SonuncuSonuncu
Toplam 389 adet sonuctan sayfa basi 81 ile 90 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: NiL_Cen_AY_Giz'in şiir defteri

  1. #81
    Cezalı Üye NiL_Cen_Ay_Giz is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Nereden
    Bursa
    Mesajlar
    2.800

    Standart

    İstersen hiç başlamasın
    Bu hikaye eksik kalsın
    Onca yaraların ardından
    Yeni bir aşk yaratamazsın

    Örselenmiş bir çocukluk
    İşte benim bütün hikayem
    Kaç sevda geçse de yüreğimden
    Bu yıkıntıları onaramazsın

    İstersen hiç başlamasın
    Geç kalmışız birbirimize
    Yanlış kapılarda geçmiş bunca yıl
    Dönemeyiz artık ilk gençliğimize
    İstersen hiç başlamasın
    Söz verelim kendimize

  2. #82
    Cezalı Üye NiL_Cen_Ay_Giz is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Nereden
    Bursa
    Mesajlar
    2.800

    Standart

    ben mi? evet...
    bir gün çıkıp gideceğim kapıları, evleri, dergileri, hüzünler bırakarak...
    bir çiçek merhaba diyecek...
    hoşgeldin diyecek dağ...
    orman gülümseyecek...
    anımsayışların, bekleyişlerin, ümitlerin ya da ümitsizliklerin
    hırsların, yarışların, tasaların kalktığı yerde
    tam anlatının, salt anlatının kaldığı yerde başlayacak şiir...
    hiç kimseye seslenmeyen, kendi kendine yeten sadece...
    kendi mantığı; kendi güzelliği içinde tutarlı...
    ama halkın yaşantısı girecektir oraya, çünkü yaşayan büyük
    bir şeydir halk...
    deniz ve ufuk girecek, karınca yuvaları, gökyüzü, kozalaklar
    ve kopuk ve artık hasetsiz bir aşk...
    yani sevişmek denizle, koşulsuz, önyargısız, hesapsız...
    yani uzanmak ve düşünmek binlerce yıl..
    doğan, ölen ve yaşayan şeyleri...
    doğumu, ölümü ve yaşamayı
    yani dingin ve büyük olan herşeyi anlatmak...
    ben mi?evet. çıkıp gideceğim bir gün...
    tasasız, gözyaşsız, geride birşey bırakmadan ve birşey beklemeden
    ilerde...
    sadece yağmur sularından pırıl pırıl bir yürek
    artık kendi kendinin anlamı ve nedeni olan bir yürekle...


    ATAOL BEHRAMOĞLU

  3. #83
    Cezalı Üye NiL_Cen_Ay_Giz is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Nereden
    Bursa
    Mesajlar
    2.800

    Standart

    Bütün yollar aşktan geçiyor, görüyor musun?
    Bir aşk çizgisi var her şeyden öte
    O çizgiden başka bütün çizgiler
    Aşkı tüketmede

    Kimi dik çizgilerin kimi paralel
    Eğri büğrüsü, düzgünü, kalını, incesi
    Ve bir gün sarıyor bütün çizgileri
    Ölüm çizgisi

    Bense hep seni çiziyorum kağıtlara, duvarlara
    Yeşillerle, morlarla, mavilerle
    Resmini yapıp adını yazıyorum
    Renk renk çizgilerle

    Tut ki iki noktayız birbirinden uzak
    Bir çizgiyle aramızı birleştiriyorum
    Sonra bir ev yaparak çizgilerden
    İçine seni yerleştiriyorum

    Başlıyoruz geometrik yaşamlara
    Nokta nokta, şekil şekil
    Ve bir tek çizgi oluyoruz seninle, mutlu
    Öbür çizgiler umurumuzda değil

    Her düşünce aşka teğet geçiyor
    Tanığı çizgiler var olduğumuzun
    Bir aşk çizgisi var her şeyden önce
    Bütün yollar aşktan geçiyor, görüyor musun?


    ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

  4. #84
    Cezalı Üye NiL_Cen_Ay_Giz is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Nereden
    Bursa
    Mesajlar
    2.800

    Standart

    Bu nasıl sevgi böyle?
    Bu nasıl tutku?
    Bu nasıl özlem?
    Ne zaman gözlerini görsem
    Bir çoğalıyorum, bir eksiliyorum

    Mutluyum varsın diye
    Al uzattım ellerimi
    Seni sarsın diye
    Ceylanım! Belki bir gün duyarsın diye
    Çıkmışım bir dağ başına sana türkü söylüyorum

    Ne güzel ellerin var incecik
    Ne güzel saçların var sapsarı
    Anlasana o yalansız gözleri
    O kirpikleri, o dudakları
    Düşündükçe baştanbaşa özlem kesiliyorum

    Al desem, sana ömrümü versem
    Korkarsın, alamazsın ki
    Dur desem, kaçarsın yine ceylanım
    Gül desem, ağlarsın
    Gel desem, gelmeyeceksin, biliyorum

    Bu engeller bana göre değil oysa
    Ben bu dağları aşarım
    Geçerim bu denizleri, korkma
    İşte düştüm yollara
    Dur, bekle beni, geliyorum

    Sevmek inancım, tutkum benim en eski
    Dağıtsam dünyalara yeterdi bu sevgi
    Düşünsene, anlasana ceylanım
    Sen yoksan ne farkeder ki
    Ha öyle ölmüşüm, ha böyle ölüyorum

    ÜMİT YAŞAR

  5. #85
    Cezalı Üye NiL_Cen_Ay_Giz is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Nereden
    Bursa
    Mesajlar
    2.800

    Standart

    Denizin Beklediği

    Seni sevmek mor denizlerdi biraz
    Ne kadar gidilse bir o kadar bitmeyen
    Umutlar ve yıkılmalar ardında direnilen
    Seni sevmek mevsimler içinde en güzel yaz

    Seni sevmek yaşamın aşılmaz büyüklüğü
    Seni sevmek kan dolu yüzyılları korkutan
    Ve sığınıp ılık kıyı kentlerinde biraz akşam
    Seni sevmek çocukların düşlerinde gördüğü

    Varılırdı daha saydam günlere isteseler
    İsteseler yalnızlık giremezdi evlere
    Seni sevmek bir kırlangıç olacak bekleseler
    Ve uçacak durmadan adasız denizlere

    Kim bulacak cam kırığı gözlerinde sevgimi
    Sonra yalnız kalmak gibi yoksulca uğuldayan
    Bütün okyanusların baş eğdiği tek kaptan
    Sana verdim geç diye bütün denizlerimi

  6. #86
    Cezalı Üye NiL_Cen_Ay_Giz is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Nereden
    Bursa
    Mesajlar
    2.800

    Standart

    YAŞAYABİLME İHTİMALİ
    soğuk ve şehirlerarası
    otobüslerde vazgeçtim
    çocuk olmaktan
    ve beslenme çantamda
    otlu peynir kokusuydu babam...
    Ben seninle bir gün Veyselkarani`de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
    İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
    (ankara`da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman)
    özlemeye başladım herkesi...
    Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki,
    adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra...
    Bizim Kemalettin Tuğcu`larımız vardı...
    Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
    Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan
    kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık...
    Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
    Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu, pütürlü duvarlara
    ve Türk Dil Kurumu`na inat bir Türkçeyle...
    Ağbilerimizden öğrendik, Ş harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi...
    Ankara`ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
    Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri
    Oysa Ankara`da hiç sevişmedim ben.
    Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim...
    (Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak...)
    Ankara`ya usul usul kurşun yağıyordu...
    Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri...
    Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim...
    Ve hiçbir mahkeme tutanağına geçmedi adım...
    çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece...
    sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde
    ama sen yoktun...
    Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni tenefüs saatlerinde...
    Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu...
    Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum...
    Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.
    yaz sıcağı toprağa çekiyordu tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini...
    Sonra otobüs oluyordum,
    kırık yarık yoların çare bilmez sürgünü...
    Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliği...
    Otobüs oluyordum bir süre...
    Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum,
    yanağım otobüs camının garantisinde...
    Otobüs oluyordum...
    Bir ülkeden bir iç ülkeye...
    Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum...
    Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin...
    Korkuyordum...
    Sonra iniyordum otobüsten...
    Çarşıdan bizim eve giden,
    ömrümün en uzun,
    ömrümün en kısa,
    ömrümün en çocuk,
    ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum...
    Çünkü sonunda annem oluyordum
    babam kokuyordum sonunda...
    Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim, çocuk olmaktan...
    Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...
    Ben seninle bir gün Van`daki bir kahvaltı salonunda...
    Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanların bildiği) bir yol üstü lokantasında...
    Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt`ın herhangi bir toprak damında...
    Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim...
    Ben senin,
    beni sevebilme ihtimalini sevdim!
    YILMAZ ERDOĞAN

  7. #87
    Cezalı Üye NiL_Cen_Ay_Giz is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Nereden
    Bursa
    Mesajlar
    2.800

    Standart

    biliyorum sana giden...
    biliyorum sana giden yollar kapali
    ustelik sen de hic bir zaman sevmedin beni
    ne kadar yakindan ve arada ucurum;
    insanlar,evler,aramizda duvarlar gibi
    uyandim uyandim, hep seni dusundum
    yalniz seni, yalniz senin gozlerini
    sen bayan nihayet, sen olumum kalimim
    ben artik adam olmam bu derde duseli
    simdilerde bir kopek gibi kosuyorum ordan oraya
    yoksa gururlu bir kisiyim aslinda, inan ki
    animsamiyorum yari dolu bir bardaktan su ictigimi
    ve icim goturmez kenarindan kesilmis ekmegi
    kac kez sana uzaktan baktim 5.45 vapurunda;
    hangi sarkiyi duysam, bizim icin soylenmis sanki
    tek yanli ask kisiyi nasil aptallastiriyor
    nasil unutmusum senin bir baskasini sevdigini
    cocukca ve seni uzen girisimlerim oldu;
    bagisla bir daha tekrarlanmaz hicbiri
    raslasmamak icin elimden geleni yaparim
    bu boyle pek de kolay degil gerci...
    alisirim seni yalniz duslerde oksamaya;
    bunun verdigi mutluluk da az degil ki
    cikar giderim bu kentten daha olmazsa,
    sensizligin bir adi olur, bir anlami olur belki
    inan belli etmem, seni hic rahatsiz etmem,
    son istegimi de soyleyebilirim simdi:
    bir geceyarisi yaziyorum bu mektubu
    yalvaririm onu okuma carsamba gunleri
    cemal sureya

  8. #88
    Cezalı Üye NiL_Cen_Ay_Giz is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Nereden
    Bursa
    Mesajlar
    2.800

    Standart

    Neden hala gelmedi... Yoksa
    Saati mi şaşırdı bu hıyar?
    Gerçi hiç saati olmadı ama en azından
    Birisine sorar...
    Cebimde bir lira desen yok!
    Madara olduk meyhaneye
    Ah eşşek kafam benim..
    Nasıl da güvendim bu hergeleye!..
    Gelse balığa çıkacaktık,
    Ne çekersek kızartıp birayla yutacaktık...
    Kafamız tam olunca şarkılar döktürüp
    Enteresan hayallere dalacaktık...
    Bu sandalı geçen hafta denk getirdik
    Çalıntıdan düşürdük...
    Arkadaşlar ısrar etti,
    Biz de, iyi olur, bize uyar diye düşündük...
    Saat sekizde gelecekti,
    Bana birkaç milyon borç verecekti..
    Yoksa o nemrut karısı kaçtı da
    Onun peşinden mi gitti?...
    Eğer öyleyse yandık,
    Gudubet gene yaptı yapacağını!..
    Geçen sene de merdivenden itip
    Kırmıştı Rıza’nın bacağını...
    Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak,
    Ya horlarken Rızayı boğacak..
    Bak şimdi acıdım, aşk olsun adama...
    Ben olsam vallahi başedemem!...
    Hele beş tane velet ki boy boy,
    Allah'tan düşmanıma dilemem!...
    Aslında iyi çocuktur Rıza, efendi huyludur,
    Herkesin suyuna gider...
    Yoksa, kalıba vursan hani,
    Tek başına on tane adam eder!...
    Bir keresinde, hiç unutmam
    Üç-beş zibidi haraca dadandı;
    Rıza, sandalyeyi kaptığı gibi
    Herifleri hastaneyi kadar kovaladı!.
    Aynı mahallede büyüdük, aynı kızları sevdik,
    aynı kafadaydık...
    Orta ikiden bıraktık, matematik ağır
    geliyordu
    Biz başka havalardaydık...
    Aynı gömleği giyer, aynı sigaraya takılır,
    Aynı takımı tutardık...
    Fener'in her maçına iddialaşıp
    Millete az mı yemek ısmarladık!.
    Bir tek askerde ayrıldık,
    Bana Bornova düştü, Ona Gelibolu..
    Döner dönmez evlendirdiler
    En büyük salaklığı da bu oldu!.
    Bense hiç düşünmedi, .zaten param yoktu.
    Hep tek tabanca gezdim...
    Benim beğendiğimi annem istemedi
    Onun gösterdiğini ben sevmedim...
    Neyse, bunlar derin mevzu..
    Anlaşıldı, bu herif artık gelmeyecek..
    Ufaktan yol alayım
    Anam evde yalnız, şimdi merakından ölecek!
    Gittim, vurup kafayı yattım,
    Rüyamda gördüm gülümseyerek geldiğini
    Ne bilirdim, yolda kamyon çarpıp
    Hastaneye kavuşmadan can verdiğini!..
    Vay be Rıza!..
    Sonunda sen de düşüp gittin azrailin peşine!
    Dün, boşuna günahını almışım,
    Ne olur kızma bu kardeşine...
    Öğlen kahvede söylediler, Rıza öldü, dediler
    Ne kolay söylediler!..
    Sanki dev bir taş ocağını
    Kökünden dinamitleyip üstüme devirdiler!...
    Ah dostum... O kocaman gövdene
    O beyaz kefeni nasıl kıyıp giydirdiler?.
    O zalim tabutun tahtalarını
    Senin üstüne nasıl böyle çivilediler?
    Yani sen şimdi gittin, yani yoksun, yani
    Bir daha olmayacak mısın?
    Yani bir daha borç vermeyecek
    Bir daha bira ısmarlamayacak mısın?.
    Peki, beni kim kızdıracak,
    Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak?
    Peki, beni bu köhne dünyada
    Senin anladığın kadar kim anlayacak?.
    Ulan Rıza... Ne hayallerimiz vardı oysa,
    Ne acayip şeyler yapacaktık..
    Totoyu bulunca dükkan açacak,
    Adını Dostlar Meyhanesi koyacaktık..
    Talih yüzümüze gülecekti be,
    Hafta sonu iki yavru kapıp
    Boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık!.
    Ah ulan Rıza...
    Bu mahallenin nesini beğenmedin de öte
    yere taşındın?
    Arasıra gıcıklaşırdın ama inan ki,
    Benim en kral arkadaşımdın!..
    Ah ulan Rıza...
    Ben şimdi bu koca deryada tek başıma ne halt ederim?
    Senden ayrılacağımı sanma,
    Bir kaç güne kalmaz ben de gelirim!..

  9. #89
    Cezalı Üye NiL_Cen_Ay_Giz is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Nereden
    Bursa
    Mesajlar
    2.800

    Standart

    ...............YAŞAMAYA DAİR.............
    Yasamak sakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yasayacaksin
    Bir sincap gibi mesela, yani, yasamanin disinda ve ötesinde hiçbir sey beklemeden,
    Yani bütün isin gücün yasamak olacak. yasamayi ciddiye alacaksin, yani o derecede,
    Öylesine ki, mesela, kollarin bagli arkadan, sirtin duvarda, yahut kocaman gözlüklerin,
    Beyaz gömleginle bir laboratuvarda insanlar için ölebileceksin, hem de yüzünü bile görmedigin insanlar için,
    Hem de hiç kimse seni buna zorlamamisken, hem de en güzel en gerçek seyin yasamak oldugunu bildigin halde.
    Yani, öylesine ciddiye alacaksin ki yasamayi, yetmisinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
    Hem de öyle çocuklara falan kalir diye degil,
    Ölmekten korktugun halde ölüme inanmadigin için, yasamak yani agir bastigindan.
    Diyelim ki, agir ameliyatlik hastayiz, yani, beyaz masadan, bir daha kalkmamak ihtimali de var.
    Duymamak mümkün degilse de biraz erken gitmenin kederini biz yine de gülecegiz anlatilan bektasi fikrasina,
    Hava yagmurlu mu, diye bakacagiz pencereden, yahut da sabirsizlikla bekleyecegiz en son ajans haberlerini.
    Diyelim ki, dövüsülmeye deger bir seyler için, diyelim ki, cephedeyiz. daha orda ilk hücumda,
    Daha o gün yüzükoyun kapaklanip ölmek de mümkün.
    Tuhaf bir hinçla bilecegiz bunu,
    Fakat yine de çildirasiya merak edecegiz belki yillarca sürecek olan savasin sonunu.
    Diyelim ki hapisteyiz, yasimiz da elliye yakin, daha da on sekiz sene olsun açilmasina demir kapinin.
    Yine de disariyla birlikte yasayacagiz, insanlari, hayvanlari, kavgasi ve rüzgariyla yani, duvarin ardindaki disariyla.
    Yani, nasil ve nerede olursak olalim hiç ölünmeyecekmis gibi yasanacak...
    bu dünya soguyacak, yildizlarin arasinda bir yildiz,
    Hem de en ufaciklarindan, mavi kadifede bir yaldiz zerresi yani,
    Yani bu koskocaman dünyamiz. bu dünya soguyacak günün birinde,
    Hatta bir buz yigini yahut ölü bir bulut gibi de degil, bos bir ceviz gibi yuvarlanacak zifiri karanlikta uçsuz bucaksiz.
    Şimdiden çekilecek acisi bunun, duyulacak mahzunlugu simdiden.
    Böylesine sevilecek bu dünya "yasadim" diyebilmen için...

  10. #90
    Cezalı Üye NiL_Cen_Ay_Giz is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Nereden
    Bursa
    Mesajlar
    2.800

    Standart

    Issız bir akşam üstü idi..
    Hafif hafif yağmur çiseliyordu..
    Yürüyorum yine yapayanlız tek başıma..
    Parmaklarımın arasında son kalan siğaram..
    Aklımda bir tek sen varsın.. ,
    Ne keremin aşkı, ne ferhatın aşkı..
    Nede mecnunun aşkı..
    Benim aşkım bir bambaşka..

+ Konuya Cevap Yaz

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok